Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Mart 2012

Bir şeyler yazmayalı baya olmuş.  Bloğumun ziyaretçi sayısı da baya artmış. Bakalım 100.000’i ne zaman göreceğiz. Şuan için düşündüklerim bunlardı.

Son sınıf ruh hali

Neyse  akıp giden hayatta gürültüden başka bir şey yok. Her şey olması gerektiği gibi. Tek sorun ise son sınıf(üniversitede) psikolojisi şuan için.

Üniversiteye ilk geldiğinizde  son sınıfların ruh hali sizin dikkatinizi çeker. Hap almış gibi bir halleri vardır.  3-4 gün hiç uyumamış gibi gezerler ve kimseyi pek umursamazlar. Bu halleri çok iticidir. Çünkü ukala bir tavırları vardır. Dünya yansa umurlarında değildir.  İşte bu son sınıf psikolojisidir.

Bu ruh hali  bir kaç aydır beni esir almış durumda ve bundan kurtulma yollarını denemeye çalışıyorum. Tuhaf işler yapıyorum.  50 yaşındaki bir adamın kırmızı kazak giymesine benzer  tuhaf işler.  İnsan hayatının geçiş dönemleri ızdırap ve gerilimlerle doludur. Bu nedenle derinden bir huzursuzluk yaşamam doğal olsa gerek. Doğada her şeyin bir nedeni var. Gerilimin(stress) amacı, canlının kendini kötü bir durumdan kurtarması için vücudunun en  iyi tepkileri vermesini sağlamasıymış. Eğer gerilmişseniz vücudunuz normalin üstünde bir verimle çalışır. Bu katkı da canlının hayatta kalmasına yarımcı olur. Bakalım bu durumun bana ne faydası olacak, mezuniyetten sonra sonuçları göreceğiz.

Virgin Radyo dinlerken güzel bir şarkıya denk geldim. Şarkı Portekizceydi. Hareketli bir şarkıydı.  Baya hoşuma gitti. Sonra bunun klibi vardır mutlaka diye düşündüm. Youtube’a baktım. Şarkıyı söyleyen Brezilya’nın Tarkan’ıymış meğer:) Latin hatunların gülümseyerek şarkıya eşlik eden klibine bayıldım. Sonra dedim, bu adamın yerine olmak isterdim.  Yalan yok, hangi erkek bu durumda olmak istemez ki:)

Bahsi geçen klip bu:

Afganistan’da 12 Şehit

Şehit haberleri hiç eksik olmuyor. Şimdi de Afganistan’dan kötü haber geldi.  Ama yine kimsenin umurunda değil. İnsanımızın kıymeti yok.  Merakla medyayı izledim. Bizim süper aydınlarımızdan biri çıkıp diyecek mi? ” Arkadaş, Türk askeri ne yapıyor bu Afganistan’da”  Ama tık yok. Onlar da emir eri. Bakmayın öyle entel dantel havalarına. Parayı bastırdığınızda, onları istediğiniz gibi konuşturursunuz. Kahverengi olmuş burunları.

O ölen şehitler, gariban çocuğu olduğu için binlercesi ölse de  bizi yönetenlerin umurunda değil. İnsanımız da bu durumu kabullenmiş görünüyor. Ara sıra acılı bir baba/anne şehitlerin hesabını sormaya kalksa hemen susturuluyor ve basın da bu görüntüleri sansürlüyor. Örneklerini bir çok kez gördük. Topluma önderlik ettiklerini söyleyen iki yüzlü medya ise sansürlerken gıkını bile çıkarmıyor. Böyle bir ülkede yaşıyoruz ara sıra hatırlamak gerek.

Yabancı bir kanalda, Belçika’da bir otobüs kazasında,  İngiliz 28 çocuğun tatil dönüşünde öldüğü haberini izledim. Bir otobüs kazasında ölmüşler. Ülke yas ilân etmiş. Biz de benzer bir olay olsa ikinci gün çalıp oynamaya ülkece devam ederiz.

Haberi merak ettiniz ise şu bağlantıya bakabilirsiniz:

http://www.guardian.co.uk/world/2012/mar/16/swiss-bus-crash-victims-home?newsfeed=true

Türkiye, bir şekilde Suriye’ye müdahale edecek gibi görünüyor.

Son sınıf ruh halinin getirdiği olumsuzluk halinden olsa gerek hep kötü haberlerle ilgili bir şeyler yazıyorum.  Şimdi bir başka kötü gelişme hakkında bir şeyler yazmak istiyorum.

Orta Doğu ve Afrika’nın felaket tellâlı olan  Al Jazeera, Türkiye’deki hükumet yetkililerinden aldığı bir habere dayandırarak  yaptığı haberi izlerken korkmadım desem yalan olur. Artık ciddi ciddi savaşa giriyoruz. Bu tür haberler ortada çok dolaşmaya başladı. 2 Türk şoförünün ölümü ve 2 gazetecinin Suriye’de kaçırılması olayları sırasıyla gerçekleşince insan, bir şeylerin kokusunu almaya başlıyor. Bu kokuyu almak için süper zeka olmanıza gerek yok ve bu koku kötü olayların habercisidir. Bahsettiğim haberi hemen paylaşayım:

Haberdeki Nato Paşası ise kendinden emin halleriyle kendini Amerikan deniz piyadesi zannediyor.  Savaşa ne meraklıymış.  Gerçi onların korkmasına gerek yok, savaş olursa onların çocukları askeri gazinolarda savaşacaklar, Suriye çöllerinde ise yine garibanların çocukları ölecek.

Ne güzel bir Dünya’da yaşıyoruz. Film  üzerine film dönüyor. Dönen dalga dümenin haddi hesabı yok.  Yığınlar ise oradan oraya savruluyor ve tüm faciaların kaderin bir parçası olduğuna inanıyor. Bazen düşünüyorum taş devrinden öteye geçemedik diye. Bazıları geçmiş o kesin. Yoksa dolar tirilyonerleri(milyoneri değil!)  olamazlardı.

Invisible Children | Kony2012 Sosyal Sorumluluk Kampanyası 🙂

Yine bu tirilyoner insanlar,  yığınların gönüllü olarak kendilerine yardım etsinler diye bir sosysal kampanya tasarlamışlar. Öyle güzel ambalajladılar ki 12 Eylül şovu gibi bu kampanyayı da kılçıklarıyla yutturacaklar. Ne diyelim afiyet olsun. Yapanların da eline sağlık. Onların sayesinde bir kaç numara öğreniyoruz.

kony 2012

Invisible Children | Kony2012

 

Son yıllarda gerçekleştirilen Dünya’nın en iyi sosyal kampanyalardan biri. Kampanyanın ana amacı, Amerika’nın Afrika’daki askeri varlığına karşı oluşan olumsuz yöndeki algıyı yıkıp, bu algıyı olumlu yönde değiştirmektir. Hedef kitlesi ergenler ve gençler. Küresel bir kampanyadır.

Kampanyanın ana videosu. Tüm mesaj burada veriliyor:


Her şey çok güzel  görünüyor. Baksanıza, ne iyi niyetli bir adam var!  Afrika’daki çocuk yaşta asker olamaya zorlanan çocukları kurtarmaya çalışıyor.   Kötü bir adam var.  Tüm Dünya için bir tehdit.  Joseph Kony o bir şeytan ve durdurulmalı. Onu kim durdurabilir? Tabi ki Amerika!

Amerika, Dünya barışı için kötülerle savaşmaktan kaçmaz. O, zulüm görenleri kurtarır. Geçmişte, Hitleri tepelemişti.  2000’li yıllarda ise insanlığın düşmanı olan Osama Bin Laden‘i Afganistan’da bulup yok etmişti. Şimdi sıra Joseph Kony‘de.  Ama bir sorun var. Amerikalıların bundan haberi yok. Dünya’nın da bu kötü adamdan haberi yok. Birileri bu adamın çok kötü işler yaptığını öğrenmeli ve sonra harekete geçmeli. Hadi Amerika, kurtar onları.  Genel olarak kampanyanın bir özetenini bu cümlelerle yapmaya çalıştım.

Bu kampanya tür bakımından sosyal sorumluluk kampanyalarına çok benziyor. Tam anlamıyla  sosyal sorumluluk kampanyası demek de ne kadar doğru olur bundan pek emin değilim.  Bütünleşik iletişim yaklaşımının tam anlamıyla bir uygulamsı olduğundan eminim. Klasik bir halkla ilişkiler kampanyası değil. Çünkü bir çok ayağı var.  Çok genel ve büyük bir kampanya.  Ciddi anlamda araştırılmalıdır. İletişim alanında çalışan veya bu konulara ilgisi olanlar, dikkatle bu kampanyayı incelemesini tavsiye ederim. Eğer bu kampanya amacına tam anlamıyla oluşursa  bazı açılardan bakıldığında bir ilk olacaktır.

Çok kapsamlı bir kampanya olduğu için şimdilik bu kampanya hakkında başka bir şey yazmayacağım.

Kony2012 kampanyası hakkında bir kaç yararlı bağlantı:
Kampanyanın Resmi Sitesi:
http://www.kony2012.com/

Kampanya İnceleme Yazıları:
http://globalresearch.ca/index.php?context=va&aid=29772
http://globalresearch.ca/index.php?context=va&aid=29652
http://www.paymag.net/kony-2012/ | Türkçe
http://sosyalmedya.co/kony-2012-inceleme/ | Türkçe

Yazdıklarıma bakıyorum da konudan konuya atlamışım gecenin bu saatinde.

Şimdilik bu kadar.

Reklamlar

Read Full Post »

%d blogcu bunu beğendi: